Psikoloji

Kayıp Coğrafya

Coğrafya ,hüküm sahibi midir adların dağılımında ?Ait olmak. Hangi topraklarda olursan ol ,sanırım insanoğlunun olmazsa olmaz ilk ihtiyacı. Ait olmakla başlıyor o ummadığın yakınlık ,o kalbini ısıtan, hiçbir zaman yalnız bırakılmayacağını inanmışlığın .Aynı coğrafyaya ait aynı havayı soluyanlarla yaşamak, onlarla çoğalmak! ”Ait olmak “ diyorum .Toprağa kök salmak, tutunmak…Tam da burada başlıyor Kader’in öyküsü. Hiçbir “an”a ,hiçbir şahsa ,hiçbir duyguya tutunamayan adı kadar muallak “Kader”.
Güz başlarıydı omzuna salınan sapsarı saçları rüzgarla bir olmuş, uçuşup savruluyordu. Savruldukça tanıdık ,tanımadık bütün bakışları toplayan büyülü bir ritim oluşturuyordu. Hayatı daima koşar adımlarla yakalamaya çalışıyor fakat adının yaşamına yapıştığı kötü manası bir türlü rahatlamasına imkan sunmuyordu .Koşar adımlarla bir yandan kucağında akşam çocuklara hazırlayacağı iki kap çorba için aldığı
hububatları sağa sola yalpalanmamak için sıkıca kavramış bir yandan
da dışarıdaki gözü olan bastonuyla başına iş açmadan yuvasına
varmaya çabalıyordu. Başıboş ,kıray bir sürücünün asfalttaki su
birikintisini suratına sıçratmasıyla irkildi. Tasvirî mümkün olmayan bir
acı sızlattı ruhunu. Tüm acılarını gömdüğünü kabul görmüş yalancı bir
hayat yaratmıştı oysa ki. Sıçrayan su birikintisini inadına tüm
unuttuklarının ,tüm yaşadıklarının arşivini yapıştırdı suratına .Hani
birini uğurlarsın için sızlar da ,evde kalan tarağına bakıp saatlerce kanar
ya kalbin ,onun gibi suratındaki çamur izleri ,ruhundaki tüm yaraların aynasıydı. Duyulduğunda korku yayan bir çığlıkla ,bir ırmağı andıran
yağmur sularına yığıldı kaldı. Dikiz aynasından yansıyan bir karartı gördü Taci, arabayı kaldırıma yanaştırdı. Koşar adımlarla Kader’e yaklaştı, çarpmamıştı, buna ihtimal dahi yoktu .Taci ,anlamsız bir kurgunun ortasına fırlamış gibiydi. Yardım için diz çöktü Kader’in yanına .
Kader ,hıçkırıklara boğulmuş, kucağında sımsıkı kavradığı hububatlar onu Kader yapan mirasmışçasına bir an dahi bırakmamıştı. Taci ,korkuyla sokuldu yanına ,altın sarısı saçları, bir oyuncağınki kadar göz alıcıydı. Yüzünün alt kısmından kavradı Kader’i, bakışları buluştu. Havanın büyüsü mü, yaşadıklarının şoku mu ,hayat mı hayal mi anlayamadığı bir yıldırım düştü .Taci silkindi;-Bayan ,yardımcı olabilir miyim ?
Kader ,hafızasındaki bütün “iyi” kavramları yok sayarak kollarıyla uzanabildiği tüm alanda bastonunu aradı.
Taci savunmasızlığa bu boyutuyla hiç şahit olmamıştı. Bastona uzanıp bir çırpıda Kader’in avucuna tutuşturdu. Kaldılar yolun ortasında, su birikintisinin ıslaklığında taa ki trafiğin yoğunlaşmasıyla çalan kornaya kadar.
Taci -Bu olanların sorumlusu olarak sizi yakın bir sağlık kuruluşuna bırakmazsam vicdanım asla huzur bulamayacak, izninizle yardımcı olmak istiyorum .
Kader’i iki çocuğu dışında kimse umursamazdı. Bu yardım çağrısı uzun zamandır unuttuğu duygularını anımsattı. Hafızasını zorladı. Hoyratlığı, toyluğu, duyduğu konuşma tonundan bir hayli yansıyan

Taci’nin parmaklarına dokundu parmakları .Taci ustaca bir kıvraklıkla Kader ‘in yanına sokulmuş ,ıslak asfalttan kurtulmak istiyordu. Kalkıp doğruldular. Omuzları birbiri hizasında kalakaldılar. Taci içini tırmalayan hoşluktaki bu kadını dakikalarca süzdü. Kader bir yandan uzaklaşmaya çalışıyor bir yandan da bu anları uzatmaya çalışıyordu. Taci’nin ağzından bir anda ;-Bir durum var izahı olmayan ,ayaklarımı bağlayan buradan ayrılmamı zorlaştıran bir his. Bugün daha fazla yorulmanıza şahit olamam ama sizi bir daha bulamam , hangi zaman dilimi için uygunsanız buluşabilir miyiz?
Kader bir an önce yuvasına varmak istiyordu. Daha fazla zaman harcamamak adına “Tamam “lafı ağzından çıktı. Numaralar alındı. Kader bastonun yardımıyla koşar adımlarla uzaklaştı. Uzaklaştıkça küçüldü Taci’nin bakışlarında.
Kader’in tüm kabukları bir bir kanadı. Taci’nin karşısına çıkması uzun zaman sonra acılarının onu bırakmayacağının son kanıtıydı .Nasıl başlayacaktı anlatmaya ,kim inanırdı afitap bir tuval boyacısının boşandığı kocasının yüz kızartıcı bir suça şahitliğinin ,bakışlarından ömür boyu uzaklaşmak olacağına?
Kader’in yaşadıklarını bir daha anlatmaya hali yoktu. Acıklı bir film tadındaydı arkasında bıraktıkları. Bir Kasım soğuğuydu. Tuvalinin son fırça dokunuşunu tamamladı ,soluklanmak için dışarıya fırladı. Boğulacak gibiydi. Yürüyüş maksadıyla hep bildiği sokakta adımları hızlıca art arda gidiyordu. Bir an sonra durdu. Kocasının çalıştığı binanın avlusundaydı. Rıfkı’yı anımsadı, bir çay vakti bulabilirdi onunla .Rıfkı bir laboratuvarda kimyacıydı. Binaya yaklaştı ,kapıdan süzüldü ,üst kata çıkan gıcırtılı asansör duyuldu. Üçüncü kata bastı, kapının açılmasıyla bir gariplik hissine kapıldı. Bina boştu. Rıfkı işinin uzadığını bildirmişti .Şansını zorlayarak adımlarını sıklaştırdı. Uzaktan tıkırtılar duydu, o tarafa döndü. Karşısına çıkan kapıyı açtı. Hayatının dönüm noktası olan görüntünün tam ortasındaydı. Müdürü İhsan’la Rıfkı çırılçıplak odanın duvar tarafındaki koltuğa yapışmış akıl almaz bir yakınlık vuku buluyordu. Koşmak, kaçmak kurtuluştu onun için .İhsan Kader’i gördü. İş hayatının ,o camianın doruğunda bir isimdi .Yaşanılanların duyulması saygınlığının sonu olabilirdi. İhsan bir hışımla Kader’e saldırdı. Rıfkı’yla bakışları buluştu. Rıfkı utanç duygusuyla kazağını arıyordu. İhsan ,Kader’i saf dışı bırakmak istiyor ,bu ana ortak olduğu için hıncını alamıyordu. Kader’i kollarından tuttu ve odanın üç noktasındaki kimyasal sıvı stokuna fırlattı. Çarpmanın hızıyla sıra sıra dizilmiş pil asiti bidonlarından birinin kapağı yuvasından çıkarak Kader’in kafasından aşağı süzüldü .Kader’in gördüğü son görüntüydü bu. Bir daha açılmamacasına bir çift mavi gözle bir anlık bilincini yitirdi.
Bilinci açıldığında bir hasta odasındaydı. Yanında ana yadigarı ,kötü gün ortağı Gülsüm duruyordu.
-Sakin ol yavrum, bundan sonra gözün kuşağın olacağım, daima yanındayım .Bu söz Gülsüm ‘ün hayatını Kader’e adamasının başlangıç tarihiydi .

Kader ,çocukları asla Rıfkı’yla buluşturmadı. İki çocuğu ,Kader ,Gülsüm yol arkadaşıydılar.
Kader yaşadığı binaya yaklaşınca ,sıyrılmaya çalıştı anılarından. Kapının anahtarını döndürdü, hububatları giriş kısma bıraktı. Parmaklarına bir zarf ilişti, büyük ihtimal dahil olduğu yardım vakfının bildirisiydi, portmantonun alt kısmına bıraktı ,başını kollarının arasına koydu .Unutmak istiyordu hafıza birikimini. Gücü kalmamıştı hayatla savaşmaya .Bir arama tınısı duydu .Çaldı, çaldı, çaldı .Biliyordu ki Taci arıyor. Güldü. Uzun zamandır atmadığı bir kahkaha çınlattı. Boşandıktan sonra baba yadigarı apartmana taşınmıştı. Avluya çıktı. Doğduğu binanın avlusuydu .
Başladığı noktadaydı ,hiçbir an’a hiçbir duyguya tam anlamıyla ait olamamıştı ,olamayacaktı ,olmayacaktı…Arayan çaldırıyordu durmadan, uzandı kapat tuşuna bastı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

71 − 67 =

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu