Bilim ve Mühendislik

Gezegenler Neden Dönerler?

Gezegenlerin dönme sebebi

En iyi bildiğimiz gezegen, üzerinde yaşadığımız Dünya sürekli dönüyor. Milyonlarca hatta milyarlarca yıldır dönüyor. Peki arkadaş sen hiç yorulmaz mısın? Yakıtın bitmez mi? Güneş enerjisi ile mi çalışıyorsun? Milyarlarca yıldır dönmek nedir yahu! Aslında bırakalım dönsün. Yoksa gece ve gündüz oluşmazdı. Bu da zaten hayatın olmaması demek. Sabit bir dünyada güneş gören yer aşırı sıcak, görmeyen taraf tamamen buzul. Ve hayat için elverişsiz ortam. Peki neden kendi etraflarında sürekli dönüyorlar. Bunun için evvela gidiyoruz Güneş etrafındaki yörüngelerine. Yani Güneş’in etrafında 1 yılda dolandıkları görünmez yola. Karşımıza da kocaman bir konu çıkıyor: Kütle çekim!

Buradan Newton’a selamlarımızı gönderdikten sonra başlayalım işin fiziğine. Evrende kütlesi olan her cisim, diğer cisimleri kendisine çekmek ister. En basitinden Dünya, üzerinde yaşayan her bir nesneyi kendisine çeker. Dünya için biz bu kuvvete yerçekimi diyoruz. Elimizdeki dondurmamızı bırakınca yere düşmesinin sebebi işte bu çekim kuvvetidir. Dünya üzerindeki bir kum tanesi de Dünya’yı kendisine çeker. Ama bu kuvvet diğerinin yanında bir hiç olduğu için onu etkileyemez. Her insan aslında Dünya’yı kendisine çeker. Ama Dünya bizi hiç takmaz.

Kütle Çekim Etkisi

İşte Güneş, sistem içindeki tüm gezegenleri kendisine çeker. Bu arada Güneşin kütlesi, Güneş sistemi kütlesinin %99,8’ini oluşturur. Yok yok yanlış yazmadım. İşte bu Güneş’in kütlesi o kadar büyük. Laf açılmışken Güneş’in içine tam 1 milyon adet Dünya sığıyormuş. Varın büyüklüğünü siz düşünün.

Ya arkadaş bırak. Madem Güneş, Dünya’yı ve diğer gezegenleri kendine çekiyor, peki neden gidip Güneş’in üstüne düşmüyoruz. Bak açık verdin işte! Durun canım onu da açıklayacağız. Momentum! Newton’a yine selam olsun. Tüm soruları düşünüp matematik temelli ispatlamış.

Basitçe tanımlamak gerekirse, bir ipin ucuna taş bağlayıp hızlıca çevirdiğinizi düşünün. Bu ipi bıraktığınızda taş fırlayıp gider. Siz çevirirken, taşı kendinize çekmiş oluyorsunuz. Ama dönme etkisiyle taş ise sizden uzaklaşmak istiyor. İşte biz bu kuvvete Momentum diyoruz. Olayı konuya bağlarsak; Güneş Dünya’yı kütle çekim ile kendine çekiyor. Ama Dünya’da momentum ile Güneş’ten dışa doğru kaçıyor. İşte bu denge durumunda da bizim bir yılda gittiğimiz yörünge ortaya çıkıyor. Güzeeeeel  bunu da açıkladık. Ama hala şu dönme sebebine gelemedik diyorsanız o zamanda Dünya’nın oluşumundan bahsedelim. Vay arkadaş bir şeyi öğrenmek için başka bir şeyi de bilmeyelim olmaz mı? Yok işte bilimde her bir buluş diğerinin temelini oluşturuyor. Açıklamak için de hep bir öncekini bilmemiz gerekiyor.

Eylemsizlik Yasası

Güneş ilk oluştuğunda gezegenler henüz yoktu. Bir gaz ve toz bulutsusu halindeydi. Ani ısı yükselmesi sonucu oluşan kaya parçaları çarpışarak daha büyük olmaya başladılar. Fakat her çarpışma kusursuz değildi. Bazen merkezden bazen kenardan veya açılı olacak şekilde oluyordu. İşte bu çarpışmalar aslında ilk hızlarını kazandırdı ve dönmeye başladılar. Tabi bu çarpışma süresi üç beş yıl değil. Milyonlarca yıl devam eden bir süreç. Sonunda denge sağlandı. Uzayda hava olmadığı için sürtünme etkisi de olmuyor. Yani frenleme olmadığı için sürtünme ile yavaşlama yok. Fakat kütle çekim etkisi ile yavaşladığımız doğrudur. Örneğin; Dünya ilk oluştuğu zaman bir gün yaklaşık 15 saat kadar sürüyordu. Fakat Ay’ın çekim gücü sayesinde bu süre günümüzde 24 saat sürüyor. Yani ay bizi yavaşlatıyor. Teorik olarak çok uzun zaman sonra epey yavaşlayacağız. Tahminen bir kaç milyar yıla dururuz gibi geliyor. Ama o zamana kadar daha başka dertlerimiz olacak gibi. Mesela Güneş’in bir Kızıldev’e dönüşmesi gibi. Yine bize bir yazı konusu çıktı.

Bilimsel olarak ele aldığımızda, evrende atomu oluşturan en küçük maddelerden en büyük karadeliklere kadar her şey dönme halindedir. Sistemde mükemmel düzende bir kütle çekim ve momentum dengesi söz konusu. Ya sistem oturmuş bir düzen içerisinde ya da biz o sistemin yaşama elverişli olan zaman aralığında oluştuk ve sonra kaybolacağız. Yani bizim için yaşam sona erecek fakat başka yaşam formları için uygun koşullar oluşacak. İşte bu düzenin bilimsel tanımı ve ispatı için çalışmalar devam ediyor. Ama her bir sonunun çözümünde ortaya yeni ve bir çok soru daha çıkıyor. Bilimle kalın.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 1 =

Başa dön tuşu