Film İnceleme

Torino Atı İnceleme

Spoiler içerir

Filmler de insanlar gibi birbirlerinden farklıdır.  Aynı konu ve oyuncuları farklı iki yönetmene teslim ettiğimiz de ortaya çıkacak eserler bile birbirlerinden oldukça farklı olabilir. Bazıları eğlendirmeyi tercih ederken; bazıları ise düşündürmeyi tercih edebilir. Bazıları ise ikisini bir arada yapmayı denemek gibi bir yola girebilir. Béla Tarr, Torino atı (Turin Horse) ile terazinin düşünme tarafında kalmayı tercih etmiş. Film boyunca giderek artan düşünme eyleminiz, final ile birlikte zirveye ulaşıp, beyninizdeki kılcallar arasında akan su misali yolunu bularak; kolay kolay unutamayacağınız bir iz bırakıyor.

Torino Atı
Torino Atı

Tarr, son filminde bize bir baba ile kızın hikayesini anlatıyor. İkilimizin bir de Nietzsche’nin malum olayı ile alakalı bir atları var. Önce malum olaydan bahsedelim: Friedrich Nietzsche postaneye gitmek üzere evinden çıkar. Bir müddet sonra arabasına sürdüğü atıyla cebelleşen birini görür. At tüm sürücünün tüm zorlamalarına rağmen kesinlikle yerinden kıpırdamaz. Sürücü daha fazla dayanamaz ve kırbacıyla ata vurmaya başlar. Nietzsche atına vuran bu adamı durdurmak ister. At arabasının üzerine atlar ve hıçkırarak ağlayarak atın boynuna sımsıkı sarılır. Bu süreçten sonra anne ve kız kardeşlerinin yardımıyla ancak on yıl daha yaşayacaktır, Nietzsche. Filme bıraktığımız yerden dönersek; bahsettiğimiz baba ile kızı, tek odalı bir köy evinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Her sabah uyandıklarında kız, babasını giydirir.  Daha sonra baba, at ile yola çıkar; döner, yemeklerini yerler ve uyurlar. At (Bu esnalarda Nietzsche ile karşılaşmış olmalı.) önce hareket etmemeye başlar.  Hayat rutininden sıkılmış gibidir. Daha sonra yemek yemekten, su içmekten de kesilir.  Baba- kız döngülerine bağlı kalmaya çalışmaktadırlar. Evlerine içki almak için uğrayan ve onları uzun bir tirat ile uyaran yabancıyı da dinlemezler. Her şey kötüye gittikçe evlerine gelen yabancı gibi kaderlerini ellerine alıp gitmeye çalışırlar; ancak başarılı olamazlar ve mutlak sonla yüzleşirler.

Rutinlerle geçen acımasız, tekdüze ve mutlak sona giden bir yaşam. Hayatları, her an sona biraz daha yaklaşan bir döngü, tıpkı bizlerinki gibi. İmdatlarına ise içinde hapsoldukları eylemler döngüsü yetişiyor. O kadar önemliler ki; yaşam ile ölüm arasında ince bir iplik gibi duruyorlar. Moğollar’ın dediği gibi; insan, insanım diyorsa; bir şeyler yapmalı, uğraş bulmalı. Kendisi ile baş başa kalan insan evrendeki yerini, var olma amacını sorguladığında ve sonsuz evrende bir kum tanesi kadar bile önemli olmadığını hissettiğinde çanlar çalmaya başlayacaktır.

Tarr nasıl filmde atı anlamlandırmaya çalışıyorsa; insanlarda hayatları boyunca varlıklarını anlamlandırmaya çalışmışlardır. Belki de oluşturulan toplumsal dinamikler, insanın kendini anlamlandırma çabasını engellemek, onu bu büyük yükten kurtarmak için oluşturulmuştur…

Torino Atı
Torino Atı

Başla- > Oku -> Askere git -> İşe gir -> Evlen -> Çocuk yap -> Emekli ol -> Bitir

Başla- > Oku -> Askere git -> İşe gir -> Evlen -> Çocuk yap -> Emekli ol -> Bitir

Filmdeki at ile baba-kız aynı süreci yaşamışlardır. Tarr, sahip olduklarımız ya da sahip olmadıklarımızın bir değişim yaratma şansı olmadığının sunumunu yapar. Zenginlerin daha zengin olmak istemesiyle ay sonunu getirmeye çalışan biri arasında ne gibi bir fark vardır, büyük resimde?  Hayatımızı eylemlerle doldurmaya çalıştıkça, anlamsızlıktan zihnen uzaklaştığımız doğrudur belki ama birden yüz yüze gelmek daha da zor olacaktır. Filmler de bile aslında tutkuları, acıları ya da büyük sevinçleri ararız; çünkü onlar bizi döngümüzden bir nebze de olsa çıkarır, boşluk hissinden de kısa sürede olsa kurtarırlar.

Tanrı dünyayı nasıl 6 günde yaratı ve 7. gün dinlendiyse; filmde de baba ve kızımızı 6 gün boyunca izliyoruz. Anti-Genesis hikayemizin 7. gününde başlangıca dönüyoruz. Başlangıçta sadece söz mü yoksa karanlık mı vardı?

Torino Atı Değerlendirme

Puanım - 8

8

Ortalama

Tarr nasıl filmde atı anlamlandırmaya çalışıyorsa; insanlarda hayatları boyunca varlıklarını anlamlandırmaya çalışmışlardır. Belki de oluşturulan toplumsal dinamikler, insanın kendini anlamlandırma çabasını engellemek, onu bu büyük yükten kurtarmak için oluşturulmuştur…

User Rating: 5 ( 1 votes)

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

51 − = 47

Başa dön tuşu