Film İnceleme

Şikago Yedilisi’nin Yargılanması – The Trial of the Chicago 7

Film incelemesi: Şikago Yedilisi'nin Yargılanması, çok çok az spoiler içerebilir.

İnsan nedir sorusuna inanç, aile, düşünce veya arkadaş temelli birçok farklı yanıt verilebilir. Meşhur bir yanıt, bir insan en yakın üç arkadaşının ortalamasıdır der mesela. Bu temeller kişisel olarak nasıl bir insan olduğumuz sorusuna cevap verilebilir belki de. Tam bir aile babası, mutaassıp bir insan, çok zeki kadın… Ancak bahsedilenler, insan kelimesinin önünde duran basit sıfatlardan öteye gidemedikleri gibi belki de hiçbir insanı niteleyemeye nail olamamışlardır. Peki terim olarak ne olmalıdır bu kelime sizce? Yaşadığı komün içerisindeki hataların, çarpıkların, eksikliklerin farkında olan ve bunu tüm komünü karşısına alma, tüm ayrıcalıklarını kaybetme pahasına ifade etmekten çekinmeyen aktivistlere yakıştığı kadar kimseye yakışmıyor gözümde bu kelime. Belki de halen insan olmaya olan arzumla alakalıdır bu ifadem.

Şikago Yedilisi'nin Yargılanması - The Trial of the Chicago 7
Şikago Yedilisi’nin Yargılanması – The Trial of the Chicago 7

Filmimiz adından da anlaşılacağı gibi yedi aktivistin hikayesi. Aslında beş de diyebiliriz. İki tanesini neden saymadığımı filmi izleyince buruk bir tebessümle hatırlayacak,  bu buruk tebessüm film boyunca yüzünüzden taşıyacaksınız. Gülerken ağlamak, ağlarken gülmek ve bazen ise her şeye lanet edip uzaklaşmak isteyeceksiniz filmden, hayattan. Göçmen kuşlar gibi. Bu duyguları yaşatmakta oldukça başarılı, öylesine güçlü bir filmle karşı karşıyasınız. Eddie Redmayne’i Tom Hayden, Alex Sharp’ı Rennie Davis, Sacha Baron Cohen’i Abbie Hoffman, Jeremy Strong’u Jerry Rubin, John Carroll Lynch’i ise David Dellinger’ı rollerinde izliyoruz. Filmimiz beş kişinden oluşan bu aktivist gurubun 1960’ların Amerika’sında, Vietnam harekatına karşı yaptıkları bir eylemde; halkı polise karşı kışkırtmakla ve  çatışmaya sebep olmakla suçlanma ve yargılanma süreçlerini anlatıyor. Oyunculuklar mükemmele yakın ancak özellikle hippi abilerimiz Abbie ve Jerry ile avukat Kunstler rolündeki Mark Rylance çok üst düzey performanslar veriyorlar. Yargıç rolündeki Frank Langella’yı da unutmadan ekleyeyim. Elindeki gücü iyi niyetten uzak ve taraflı kullanan yargıç rolünde o kadar başarılı ki unutmak istiyoruz varlığını ve hayatımıza bıraktığı izleri. Bir yargılama sahnesinde avukat Kunstler’in içinde bulunduğu trajikomik durumun etkisiyle boşlukta durur gibi tepkisiz kaldığı bir sürece gelişi var ki nefes almayı unutabilirsiniz.

Filmdeki aktivistler; etnik farklılıklarına, yaşam içerisinde bulundukları konuma aldırmaksızın aynı dava için birleşmiş bir güruh. Dellinger için Türkiye de olsa KPSS ile atanmış emekçi bir memur diyebiliriz. Abbie ile Jerry 60’ların klasik hippileri. Tom hayden ile Alex Sharp ise klasik beyaz Amerika üniversite öğrencileri. Sanırım bizden bu konuda baya ayrılıyorlar. Halen kendi inançlarımızın, doğrularımızın, düşüncelerimizin ve duygularımızın peşinden koşmaktan; mutlak insanca yaşama hakkına odaklanamıyoruz ya da odaklanmak istemiyoruz. Tabi orda da her şey mükemmel değil. Aynı birlikteliği ve kararlılığı, sağlık sistemlerinin geliştirilmesini talep etmek için kullanmamaları; bu güne başardıkları kadar ilginçtir.  Filmde ilginç bir nokta da dönemin siyahi aktivist guruplarından Kara Panterler ’in (Black Panthers) yöneticilerinden Bobby Seale de aynı mahkeme salonunda aktivist gurubumuzla birlikte yargılanmaya çalışılmıştır. Oysaki hem suçlandığı suç apayrı bir suçtur hem de aktivist guruptan kimseyi tanımamaktadır. Kara Panterlerin daha planlı ve politik bir oluşum olması ve Bobby Seale’ın işlendiği idda edilen suçun ciddiyeti sebebi ile aktivist gurupla birlikte yargılanmaya çalışılmıştır. Söylerken bile nasıl böyle bir saçmalık olabilir dediğinizi duyar gibiyim.  Filmde gene Kara Panter yöneticilerinden Fred Hampton’ı mahkeme salonun da Bobby Seale’ın arkasında otururken gördüğümüz sahneler bize yakın dönemde izlediğimiz Judas and the Black Messiah filmini hatırlatıyor. İzlemeyenler için Fred Hampton’un hayatının anlatıldığı ve bu filmle de bağlantısı olan ve gerçekten çok başarılı olan o filmi de tavsiye ederim.

Şikago Yedilisi'nin Yargılanması - The Trial of the Chicago 7
Şikago Yedilisi’nin Yargılanması – The Trial of the Chicago 7

Belki de gereğinden fazla övdüm. Peki hiç mi zayıf noktası yok filmin? Oyunculuklar o kadar iyi ki Aaron Sorkin’in bazı sanki önceden hazırlanmış, fazla script gibi olan konuşmaları bile oyuncuların performansının etkisi ile nerdeyse hiç sırıtmıyor. Bir diğer husus da yaşananların aktivist gurup tarafından ciddiye alınmadığını düşündürtmesi. Karşınızda Judas and the Black Messiah gibi bir dram yok. Yargılama sürecinde yaşananlar öyle absürt ki kanunlar ve yasalarınız ciddiye alınacak değer de bile değil benim için diye haykırıyor sanki yüzümüze yönetmen Aaron Sorkin.

Film Değerlendirmesi

Puanım - 8

8

Ortalama

Belki de gereğinden fazla övdüm. Peki hiç mi zayıf noktası yok filmin? Oyunculuklar o kadar iyi ki Aaron Sorkin’in bazı sanki önceden hazırlanmış, fazla script gibi olan konuşmaları bile oyuncuların performansının etkisi ile nerdeyse hiç sırıtmıyor. Bir diğer husus da yaşananların aktivist gurup tarafından ciddiye alınmadığını düşündürtmesi. Karşınızda Judas and the Black Messiah gibi bir dram yok. Yargılama sürecinde yaşananlar öyle absürt ki kanunlar ve yasalarınız ciddiye alınacak değer de bile değil benim için diye haykırıyor sanki yüzümüze yönetmen Aaron Sorkin.

User Rating: Be the first one !

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Filmi yeni izledim. Etkisinden çıkamadım, çıkmak da istemiyorum 🙂 Müthiş tahlil etmişsin,kalemine sağlık. Bundan sonra sayfanın müdavimiyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

37 − = 28

Başa dön tuşu